Anne adayları dikkat!

Burger King’de hijyen skandalı

Türkiye’de milli yas !

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev Türkiye’de

Cumhurbaşkanı Erdoğan: AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var

Gündem 30 Kasım 2014
288

Erdoğan, Le Meridien Otel’de düzenlenen Türk-İngiliz Tatlı Dil Forumu’nda yaptığı konuşmada, 100. yılı anılan Birinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkımlar, acılar ve sorunların bölgede etkisini hala canlı şekilde sürdürdüğünü vurguladı.

Birinci Dünya Savaşı’nın, meseleleri çözmeyip sadece ertelediğini, bölgedeki etnik, mezhebi ve dini çatışmaların en önemli nedenlerinden birini, bu savaşın bıraktığı acı mirasın oluşturduğunu aktaran Erdoğan, Türkiye’nin hem coğrafi hem de kültürel olarak, bölgede yaşanan çatışmalardan ve krizlerden en fazla etkilenen ülkelerin başında geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin AB üyeliği, ülkemize katkılarının yanında Avrupa’nın da ihtiyacı olan dinamizmi, kültürel çoğulculuğu ve hoşgörü iklimini yeşertecektir. Birleşik Krallığın AB üyeliğimiz için gösterdiği tutumu her zaman takdir ettiğimizi, verilen desteğe müteşekkir olduğumuzu belirtmek isterim” dedi. 

Türkiye’nin kuzeyinde ve güneyinde ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getiren Erdoğan, “Yaklaşık 2 milyon mülteciye biz şu anda ev sahipliği yapıyoruz. Bunun 1,5 milyonu Suriye’den, diğeri Irak’tan gelenler. Bunların eğitim, gıda, sağlık, bütün bunların yanında barınma, bu ihtiyaçlarını Türkiye gideriyor. Şu ana kadar yaptığımız harcama 5 milyar dolara ulaştı. Bize dünyadan gelen destek ne biliyor musunuz? 200 milyon dolar. Tüm Avrupa’da ne kadar sığınmacı var? 200 bin. Sadece Türkiye’de 10 katı. Çünkü biz açık kapı politikasıyla ölümden kaçan o insanlara kapımızı kapayamazdık ve kapımızı açmak zorunda kaldık” diye konuştu.

Bugün, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın Suriye tarafında çatışmalar yaşandığını ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin tüm sınır boyunda güvenlik tedbirlerini kararlı şekilde aldığını ifade etti.

Batılıların DEAŞ gibi terör örgütüne Türkiye’nin destek verdiğini söyleyerek kendilerini “ciddi manada üzdüğünü” aktaran Erdoğan, “Bir defa bizim El Kaide gibi, DEAŞ gibi buna benzer terör örgütlerine destek vermemiz mümkün değil çünkü bunların hepsi bizim bir defa dinimize de gölge düşüren, bir barış dini olan İslam’a da gölge düşüren terör örgütleridir. Bunlarla bizim asla bir dayanışma, birliktelik içinde olmamız mümkün değil ama bu kampanyayı yürütenlerin İslamofobia’dan kaynaklanan bir rahatsızlıkları var. Çünkü ona karşı da böyle bir mücadeleyi vermediler. Onun karşısında da durmadılar” dedi.

Türkiye’nin terörle mücadelesini hatırlatan Erdoğan, “Biz terörden çok çektik, hala çekiyoruz. PKK terör örgütüne karşı 35 yıldır bu topraklarda biz bir mücadele sürdürüyoruz. Biz terörün ne olduğunu çok iyi biliriz. İngilizler de bunu çok iyi biliyorlar. Öyleyse bizi en iyi anlaması gereken İngiltereli dostlarımızdır. Dolayısıyla bu mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürmek durumundayız” ifadelerini kullandı.

– “NİYE ESED’E BU KADAR GÜVENİYORSUNUZ Kİ?”

“Ben biraz açık sözlüyüm, sözümü esirgemem” diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Suriye’nin başındaki zat, devlet terörü estiren bir zattır. DEAŞ terör örgütü ama öbür tarafta da devlet terörü estiren birisi var. Söylenen ne? ‘Esed giderse yerine kim gelecek?’ Eğer demokrasiye inanıyorsak, demokratsak ben diyorum ki ‘Halk kimi isterse o gelecek’. Niye Esed’e bu kadar güveniyorsunuz ki? Eğer başarılı bir idareci olabilseydi Suriye bu hale gelmezdi. Şu anda Suriye’de bir medeniyet ülkesi, bir tarih ülkesi olan, hakikaten kültürel zenginliklerin çok çok ileri seviyede olduğu Suriye artık yok. Kendisi bombalayarak bu Suriye’yi bitirmiştir. Yeniden bu Suriye’nin inşası böyle kolay olmayacak ama bir mezhep kavgasına maalesef Suriye’yi feda etmişlerdir ve babası Hama, Humus’ta 30 bin insanı öldürmüştür. Bu adam da Hama, Humus’a nazire olsun diye 300 bini aşkın insanı Suriye’de öldürmüştür. Kim bu öldürülenler? Kendi insanı. Bu insan için ‘Bu giderse yerine kim gelir?’ sorusu sorulabilir mi, böyle bir şey olabilir mi? Bir an önce ondan kurtulmak ve onun yerine de halkın samimi oylarıyla seçilmiş demokratik yollardan birisinin gelmesi şart. Bölgenin kaderi, -açık samimi söylüyorum- aynı zamanda bizim de kaderimizdir. Bölgedeki kanın, çatışmanın durması, her türlü menfaatin, her türlü hesabın üzerindedir. Bölgemizde kader birliği ettiğimiz kardeşlerimizin onurlu, demokratik bir hayat özleminin artık acilen hayat bulmasını arzu ediyoruz.”

– “DEAŞ, YİNE ORADA İŞGALLERİNE DEVAM EDİYOR”

Suriye’deki rejimin, sırf kendi ikbali, kendi iktidarını sürdürme gayreti adına bölgeyi, kendi vatandaşını ateşe atmasına müsaade edilmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle dedi:

“Uluslararası toplumun yaklaşık 4 yıldır Suriye’de, Irak’ta yaşanan acılara sessiz kalması, kararsız tutum içinde olması maalesef durumu daha da zorlaştırıyor. İşte DEAŞ, Irak’tan çıktı, orada doğdu, El Kaide’den doğdu, Suriye’de beslendi, orada palazlandı, güçlendi tekrar Irak’a döndü ve Musul’da çok enteresan, Irak Ordusu kaçtı ve Amerika’nın o ağır silahlarını bıraktı, bu ağır silahlarla DEAŞ oradaki operasyonlarına başlayarak şu anda Irak’ın yüzde 40’ına sahip oldu. Şu anda yüzde 40’ına DEAŞ sahip. Böyle bir durum var ortada. ‘Bütün bunların karşısında biz havadan bombalamak suretiyle bu işi bitiririz…’ Hayır, bitiremezsiniz. Bir defa kara harekatı olmadıktan sonra DEAŞ, yine orada işgallerine devam ediyor. Suriye’de de aynı şey. İşgallere devam ediyor. Onun için bütün dostlarımıza açık açık söyledim, söylüyorum, bugün burada da söylüyorum: Bir defa açık ve net; uçuşa yasak bölge ilan edilmedikçe, güvenli bölge ilan edilmedikçe, eğit-donat halledilmedikçe ne Irak’ta, ne Suriye’de netice alınmaz. Onun için de Irak’ı ayrı, Suriye’yi ayrı düşünemeyiz. Her ikisini birlikte düşünmemiz gerekir ki bu terör örgütleriyle de mücadeleyi başarılı sürdürelim, Suriye’de de Esed rejiminin hallini birlikte halledelim.”

– “PKK TÜM BÖLGEYE YÖNELİK BİR TEHDİTTİR”

Bölgedeki çatışmaların bir an önce durması, akan gözyaşının dinmesi ve daha fazla insani trajedinin yaşanmaması için BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm uluslararası toplumu daha fazla inisiyatif almaya davet ettiklerini kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bölgemizdeki istikrarsızlık ve çatışma ortamının sadece bölgeyi değil tüm dünyayı olumsuz bir şekilde etkilediğine şahit oluyoruz. Şiddeti ve terörü yöntem olarak belirleyen radikal grupların mevcut çatışma ortamından ve sorunlardan beslendiğine, bunları istismar ettiğine de açıkça şahit oluyoruz. DEAŞ terör örgütü nasıl bölgenin geleceği için bir tehditse, uluslararası güvenlik ve istikrar için de aynı derecede tehdittir. DEAŞ esasında bizim kendi medeniyetimize yönelik de bir tehdittir. Aynı şekilde PKK terör örgütü sadece ülkemizde değil tüm bölgeye yönelik bir tehdittir. Askeri mücadele kadar siyasi ve ekonomik boyutlarıyla birlikte topyekun mücadelenin esas alınması şarttır. Türkiye, yanı başındaki bu tehditlerle mücadele noktasında kararlıdır. Aynı mücadele azmini, aynı kararlılığı, terör örgütleri arasında ayrıma gitmeden, bizler de uluslararası toplumdan bekliyoruz.”

Erdoğan, Birleşik Krallık ile gerek bölgesel gerekse küresel sorunların çözümünde beraber çalışmayı arzu ettiklerini ifade etti.

İngiltere Başbakanı David Cameron’un 9 Aralık’ta Türkiye’ye geleceğini, burada da kendileriyle değerlendirme yapacaklarını belirten Erdoğan, “Yalnızca ikili ilişkilerimiz için değil, zor bir dönemden geçen ülke ve bölgelerin halkları açısından da bunun önemli ve değerli olduğunu ifade etmek isterim. Ortak siyasi irade ve iki ülke halkının beklentileri doğrultusunda işbirliğimizi daha da derinleştirerek ileriye taşıyacağımıza inanıyorum” dedi.

Erdoğan, Tatlı Dil Forumu’nun iki ülkenin birbirlerine daha da yakınlaşmasında ve küresel meselelerin çözüme kavuşturulmasında önemli bir platform oluşturduğunu belirterek, forumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Erdoğan, Le Meridien Otel’de düzenlenen Türk-İngiliz Tatlı Dil Forumu’nda yaptığı konuşmada, 100. yılı anılan Birinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkımlar, acılar ve sorunların bölgede etkisini hala canlı şekilde sürdürdüğünü vurguladı.

Birinci Dünya Savaşı’nın, meseleleri çözmeyip sadece ertelediğini, bölgedeki etnik, mezhebi ve dini çatışmaların en önemli nedenlerinden birini, bu savaşın bıraktığı acı mirasın oluşturduğunu aktaran Erdoğan, Türkiye’nin hem coğrafi hem de kültürel olarak, bölgede yaşanan çatışmalardan ve krizlerden en fazla etkilenen ülkelerin başında geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin AB üyeliği, ülkemize katkılarının yanında Avrupa’nın da ihtiyacı olan dinamizmi, kültürel çoğulculuğu ve hoşgörü iklimini yeşertecektir. Birleşik Krallığın AB üyeliğimiz için gösterdiği tutumu her zaman takdir ettiğimizi, verilen desteğe müteşekkir olduğumuzu belirtmek isterim” dedi. 

Türkiye’nin kuzeyinde ve güneyinde ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getiren Erdoğan, “Yaklaşık 2 milyon mülteciye biz şu anda ev sahipliği yapıyoruz. Bunun 1,5 milyonu Suriye’den, diğeri Irak’tan gelenler. Bunların eğitim, gıda, sağlık, bütün bunların yanında barınma, bu ihtiyaçlarını Türkiye gideriyor. Şu ana kadar yaptığımız harcama 5 milyar dolara ulaştı. Bize dünyadan gelen destek ne biliyor musunuz? 200 milyon dolar. Tüm Avrupa’da ne kadar sığınmacı var? 200 bin. Sadece Türkiye’de 10 katı. Çünkü biz açık kapı politikasıyla ölümden kaçan o insanlara kapımızı kapayamazdık ve kapımızı açmak zorunda kaldık” diye konuştu.

Bugün, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın Suriye tarafında çatışmalar yaşandığını ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin tüm sınır boyunda güvenlik tedbirlerini kararlı şekilde aldığını ifade etti.

Batılıların DEAŞ gibi terör örgütüne Türkiye’nin destek verdiğini söyleyerek kendilerini “ciddi manada üzdüğünü” aktaran Erdoğan, “Bir defa bizim El Kaide gibi, DEAŞ gibi buna benzer terör örgütlerine destek vermemiz mümkün değil çünkü bunların hepsi bizim bir defa dinimize de gölge düşüren, bir barış dini olan İslam’a da gölge düşüren terör örgütleridir. Bunlarla bizim asla bir dayanışma, birliktelik içinde olmamız mümkün değil ama bu kampanyayı yürütenlerin İslamofobia’dan kaynaklanan bir rahatsızlıkları var. Çünkü ona karşı da böyle bir mücadeleyi vermediler. Onun karşısında da durmadılar” dedi.

Türkiye’nin terörle mücadelesini hatırlatan Erdoğan, “Biz terörden çok çektik, hala çekiyoruz. PKK terör örgütüne karşı 35 yıldır bu topraklarda biz bir mücadele sürdürüyoruz. Biz terörün ne olduğunu çok iyi biliriz. İngilizler de bunu çok iyi biliyorlar. Öyleyse bizi en iyi anlaması gereken İngiltereli dostlarımızdır. Dolayısıyla bu mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürmek durumundayız” ifadelerini kullandı.

– “NİYE ESED’E BU KADAR GÜVENİYORSUNUZ Kİ?”

“Ben biraz açık sözlüyüm, sözümü esirgemem” diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Suriye’nin başındaki zat, devlet terörü estiren bir zattır. DEAŞ terör örgütü ama öbür tarafta da devlet terörü estiren birisi var. Söylenen ne? ‘Esed giderse yerine kim gelecek?’ Eğer demokrasiye inanıyorsak, demokratsak ben diyorum ki ‘Halk kimi isterse o gelecek’. Niye Esed’e bu kadar güveniyorsunuz ki? Eğer başarılı bir idareci olabilseydi Suriye bu hale gelmezdi. Şu anda Suriye’de bir medeniyet ülkesi, bir tarih ülkesi olan, hakikaten kültürel zenginliklerin çok çok ileri seviyede olduğu Suriye artık yok. Kendisi bombalayarak bu Suriye’yi bitirmiştir. Yeniden bu Suriye’nin inşası böyle kolay olmayacak ama bir mezhep kavgasına maalesef Suriye’yi feda etmişlerdir ve babası Hama, Humus’ta 30 bin insanı öldürmüştür. Bu adam da Hama, Humus’a nazire olsun diye 300 bini aşkın insanı Suriye’de öldürmüştür. Kim bu öldürülenler? Kendi insanı. Bu insan için ‘Bu giderse yerine kim gelir?’ sorusu sorulabilir mi, böyle bir şey olabilir mi? Bir an önce ondan kurtulmak ve onun yerine de halkın samimi oylarıyla seçilmiş demokratik yollardan birisinin gelmesi şart. Bölgenin kaderi, -açık samimi söylüyorum- aynı zamanda bizim de kaderimizdir. Bölgedeki kanın, çatışmanın durması, her türlü menfaatin, her türlü hesabın üzerindedir. Bölgemizde kader birliği ettiğimiz kardeşlerimizin onurlu, demokratik bir hayat özleminin artık acilen hayat bulmasını arzu ediyoruz.”

– “DEAŞ, YİNE ORADA İŞGALLERİNE DEVAM EDİYOR”

Suriye’deki rejimin, sırf kendi ikbali, kendi iktidarını sürdürme gayreti adına bölgeyi, kendi vatandaşını ateşe atmasına müsaade edilmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle dedi:

“Uluslararası toplumun yaklaşık 4 yıldır Suriye’de, Irak’ta yaşanan acılara sessiz kalması, kararsız tutum içinde olması maalesef durumu daha da zorlaştırıyor. İşte DEAŞ, Irak’tan çıktı, orada doğdu, El Kaide’den doğdu, Suriye’de beslendi, orada palazlandı, güçlendi tekrar Irak’a döndü ve Musul’da çok enteresan, Irak Ordusu kaçtı ve Amerika’nın o ağır silahlarını bıraktı, bu ağır silahlarla DEAŞ oradaki operasyonlarına başlayarak şu anda Irak’ın yüzde 40’ına sahip oldu. Şu anda yüzde 40’ına DEAŞ sahip. Böyle bir durum var ortada. ‘Bütün bunların karşısında biz havadan bombalamak suretiyle bu işi bitiririz…’ Hayır, bitiremezsiniz. Bir defa kara harekatı olmadıktan sonra DEAŞ, yine orada işgallerine devam ediyor. Suriye’de de aynı şey. İşgallere devam ediyor. Onun için bütün dostlarımıza açık açık söyledim, söylüyorum, bugün burada da söylüyorum: Bir defa açık ve net; uçuşa yasak bölge ilan edilmedikçe, güvenli bölge ilan edilmedikçe, eğit-donat halledilmedikçe ne Irak’ta, ne Suriye’de netice alınmaz. Onun için de Irak’ı ayrı, Suriye’yi ayrı düşünemeyiz. Her ikisini birlikte düşünmemiz gerekir ki bu terör örgütleriyle de mücadeleyi başarılı sürdürelim, Suriye’de de Esed rejiminin hallini birlikte halledelim.”

– “PKK TÜM BÖLGEYE YÖNELİK BİR TEHDİTTİR”

Bölgedeki çatışmaların bir an önce durması, akan gözyaşının dinmesi ve daha fazla insani trajedinin yaşanmaması için BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm uluslararası toplumu daha fazla inisiyatif almaya davet ettiklerini kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bölgemizdeki istikrarsızlık ve çatışma ortamının sadece bölgeyi değil tüm dünyayı olumsuz bir şekilde etkilediğine şahit oluyoruz. Şiddeti ve terörü yöntem olarak belirleyen radikal grupların mevcut çatışma ortamından ve sorunlardan beslendiğine, bunları istismar ettiğine de açıkça şahit oluyoruz. DEAŞ terör örgütü nasıl bölgenin geleceği için bir tehditse, uluslararası güvenlik ve istikrar için de aynı derecede tehdittir. DEAŞ esasında bizim kendi medeniyetimize yönelik de bir tehdittir. Aynı şekilde PKK terör örgütü sadece ülkemizde değil tüm bölgeye yönelik bir tehdittir. Askeri mücadele kadar siyasi ve ekonomik boyutlarıyla birlikte topyekun mücadelenin esas alınması şarttır. Türkiye, yanı başındaki bu tehditlerle mücadele noktasında kararlıdır. Aynı mücadele azmini, aynı kararlılığı, terör örgütleri arasında ayrıma gitmeden, bizler de uluslararası toplumdan bekliyoruz.”

Erdoğan, Birleşik Krallık ile gerek bölgesel gerekse küresel sorunların çözümünde beraber çalışmayı arzu ettiklerini ifade etti.

İngiltere Başbakanı David Cameron’un 9 Aralık’ta Türkiye’ye geleceğini, burada da kendileriyle değerlendirme yapacaklarını belirten Erdoğan, “Yalnızca ikili ilişkilerimiz için değil, zor bir dönemden geçen ülke ve bölgelerin halkları açısından da bunun önemli ve değerli olduğunu ifade etmek isterim. Ortak siyasi irade ve iki ülke halkının beklentileri doğrultusunda işbirliğimizi daha da derinleştirerek ileriye taşıyacağımıza inanıyorum” dedi.

Erdoğan, Tatlı Dil Forumu’nun iki ülkenin birbirlerine daha da yakınlaşmasında ve küresel meselelerin çözüme kavuşturulmasında önemli bir platform oluşturduğunu belirterek, forumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapın.


%d blogcu bunu beğendi: